Ruh sağlığını ‘zayıflatan’ beslenme

ÇİĞDEM YILMAZ İşlenmiş gıdalar ve fast food yiyecekler, beslenme ihtiyacını hızlı ve pratik bir şekilde karşılamaya yardımcı oluyor.

Bu nedenle de giderek hayatımızda daha fazla yer kaplıyor. Fakat bu yiyecekler sadece obezite ve metabolik sorunlara neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda beyin fonksiyonlarını da etkileyebiliyor. Fast food ve işlenmiş gıda tüketiminin fizyolojik ve psikolojik etkisini uzmanlara sorduk.

Doç. Dr. Taha Can Tuman

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Taha Can Tuman, ergenlik döneminde fast food, işlenmiş gıda ve asitli içecek ağırlıklı beslenmenin dikkat sorunları, öğrenme güçlüğü ve öfke patlamalarına sebep olabileceğini belirtiyor. Tuman bu şekilde beslenmenin bağırsak mikrobiyomunu bozarak başta depresyon ve anksiyete bozuklukları olmak üzerine psikiyatrik hastalıklar için yatkınlaştırıcı rol oynadığını, mental dayanıklılığı azalttığını, kronik strese duyarlılığı arttırdığını kaydediyor. Tuman “Ayrıca omega 3, vitamin ve antioksidanlardan fakir, karbonhidrat ve asitli içecek ağırlıklı beslenmenin, dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtilerini kötüleştirebileceğini unutmamalıyız” diyor.

BAĞIMLILIK ETKİSİ

Tuman, şu bilgileri paylaşıyor: “Depresyon dediğimiz bozuklukta da inflamatuar süreçlerin olduğunu biliyoruz. Fast food, işlenmiş gıda ağırlıklı ve glisemik indeksi yüksek beslenmenin de inflamatuar süreçleri tetiklediğini düşünürsek, duygudurum ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde etkisinin olmaması mümkün değil. Ayrıca fast food ve işlenmiş gıda ağırlıklı beslenmenin dürtüsellik, öfke kontrol sorunları ile ilişkili olabileceğine dair veriler mevcut. Karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin beyinde ödül merkezinin işlevlerini değiştirerek aynı bağımlılıkta olduğu gibi yoksunluk belirtileri, karbonhidrat tüketimini kısıtlayamama gibi davranışlara neden olduğunu ve bu nedenle bir bağımlılık kategorisinde değerlendirilebilmesi gerektiği iddia ediliyor. Depresyonda hipotalamus-hipofiz-böbrek üstü bezi aksının aktivitesinde artış olduğunu ve kortizol salınımında artış meydana geldiğini biliyoruz. Karbonhidrat ağırlıklı beslenen farelerde, depresyona benzer şekilde hipotalamus-hipofiz-böbrek üstü bezi aksının aktivitesinde artış olduğu görülüyor.”

Prof. Dr. Selda Korkmaz Yakar

KISIR DÖNGÜ

Beslenme bozukluğu – Kilo artışı – Psikiyatrik bozukluk

Medicana Ataköy Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Selda Korkmaz Yakar da beslenme alışkanlarının kilo artışını etkilediğini, kilo artışının depresyon belirtilerinden biri olduğunu belirtiyor. Yakar, beslenme alışkanları bozuk olan kişilerde psikiyatrik bozukluk olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor: “Bu ilişki bir süre sonra kısır döngüye dönüyor. Beslenme bozukluğu beraberinde kilo artışını getiriyor, kilo artışı da fiziki bozulmaya neden oluyor, fiziki bozulma oldukça kişinin psikiyatrik bozukluklarında belirginleşme, artma ortaya çıkıyor. ‘Depresyonun nedeni doğrudan beslenme bozukluğudur’ diyemeyiz ama aralarında yakın bir ilişki var. Beslenme, alışkanlıkları öfke patlamaları, anksiyete, depresyon, bu tür bozukların bir parçası ya da tetikleyicisi de olabiliyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir