Çocukluk dönemimizde özür dilemenin ne denli kıymetli bir davranış olduğunu öğreniriz. Ancak yetişkinlikte, birçok insan için bu eylem, samimiyetten uzak, karmaşık hale gelebilir. Birisini bilerek ya da istemeden üzdüğümüzde, o kişinin hissettiklerine saygı göstermek ve durumu eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmek oldukça zorlaşır. Gerçek bir özür, bu tür duygusal engellerin aşılmasını gerektirir. Psikolog Harriet Lerner, Why Won’t You Apologize? adlı eserinde özür dilemeyi sorgularken, Neden özür dilemek bu kadar zor? sorusunu ele alıyor. Ayrıca özürlerin affetmeyle olan bağlantısını da irdeliyor. Ben de bu kitabı detaylı bir şekilde inceledim.
Harriet Lerner Kimdir?
Harriet Lerner, ABD’li bir klinik psikolog ve psikoterapisttir. Öfke Dansı, Korku Dansı, Anne Dansı, Yakın İlişkiler Dansı gibi eserleri, 35 farklı dile çevrilerek dünya çapında çok satanlar listelerinde yer almıştır. Kadın ve aile psikolojisi üzerine yoğunlaşan çalışmaları, duygusal zorluklarla başa çıkmayı ve sağlıklı ilişkiler kurmayı amaçlayan yenilikçi yöntemler sunar.
Lerner’in en dikkat çekici eserlerinden biri olan Why Won’t You Apologize? Healing Big Betrayals and Everyday Hurts, özür dilemenin hayati önemini ve birçok insanın neden bu basit eylemi gerçekleştirirken zorlandığını aktarmaktadır. Zedelenmiş ilişkileri onarmanın yollarını cesurca ele alır.
Neden Bazen Özürler Yetersiz Kalıyor?
Lerner’e göre etkili bir özür, derin bir iyileşme sağlar; ancak yetersiz veya kötü bir özür, ilişkileri daha da zedeleyebilir. Zira sorunlu bir özür, sadece “Özür dilerim.” cümlesinden ibaret kalmaz. Suçlamaların karşı tarafa yüklendiği ve bahanelerle süslenmiş açıklamalar içeren özürler genellikle durumu daha karmaşık hale getirir. İşte bu duruma örnek verecek olursak:
“Doğum gününü unuttum ama işlerin yoğunluğu nedeniyleydi.”
“Bağırdım ama sen de beni kışkırtıyorsun.”
“Eğer şakam seni üzdüyse gerçekten özür dilerim.”
Bu ifadeler, özür dilemenin samimiyetten uzak olduğunu düşündürüyor. Kalpten gelen bir özür, yapılan hatanın sorumluluğunu üstlenirken, durumla ilgili bir miktar açıklama içerir. Ancak kötü bir özür, suçu neredeyse tamamen karşı tarafa atarak sorumluluktan kaçmayı sağlar ve bu da karşı tarafın kendisini kötü hissetmesine neden olur.
Peki, Özür Yoksa Ne Olacak?
Bazı durumlarda, özrün dahi duyulmadığı anlar yaşanabilir. Lerner’ın kitabında ele aldığı “özür dilememe” durumu, genellikle büyük hatalar sonrası ortaya çıkmakta. Hatanın büyüklüğü, özür dilememe olasılığını artırıyor. Düşük özsaygıya sahip kişiler, bu tür duygularla başa çıkmak için bahaneler üretmeye ve durumu küçümsemeye çalışabilir. Sorumluluk almakta zorlanarak, üzdükleri kişiyi dinlemekten ve gerçekleri kabullenmekten kaçabilirler.
Lerner’e göre, bir kişinin özür dileyebilmesi için yüksek bir özsaygıya sahip olması önemli. Hatalarına geniş bir perspektiften bakabilen kişiler, yalnızca sorumluluk alarak sağlıklı ilişkiler kurmanın yolunu bulabilir.
Büyük İhanetler İçin Özür Yeter Mi?
Bir ilişkideki kırılma ne kadar derin olursa, özür de o denli etkili olmalıdır. Lerner, büyük ihanetlerle başa çıkarken özür dilemenin, maraton koşmak gibi sabır ve özveri gerektirdiğini vurguluyor. İncinen tarafın duygularını dinlemek ve tekrar samimi şekilde özür dilemek, iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Burada önemli olan, “Özür diledim.” cümlesini duymak değil, benzer durumların yaşanmaması için anlaşıldığını hissetmektir.
“Özellikle karşımızdaki kişinin söylediklerini duymakta zorlandığımız anlarda, savunmadan dinlemek büyük bir erdemdir.”
Harriet Lerner
Her Özür, Affetmeyle Mi Sonuçlanmalı?
Özre muhatap olan kişiler, ilişkileri onarma noktasında rol alıyor mu? Lerner’a göre bu mümkündür, fakat bu mutlaka affetme anlamına gelmez. Aksine, eski travmaların ve olumsuz duyguların üstesinden gelebilmek için affetmenin zaruri olmadığını belirtir. Özellikle affetmeye zorlanmak, incinen kişiyi tekrar travmatize edebilir.
Eğer üzerimizde taşıdığımız negatif duygular, yaşam kalitemizi etkiliyorsa, bunlardan kurtulmanın yollarını bulmalıyız. Bu süreç affetme yoluyla olabileceği gibi, affetmeden de gerçekleşebilir. Ayrıca affetmenin “ya hep ya hiç” durumu olmadığını da vurgular; bu nedenle tüm hataları affetmek zorunda değiliz. Bazen, bir kişiyi kısmen affedebilmek bile ilişkilerin sürdürülmesine olanak tanır.
“Özür dileme cesareti, bunu akıllıca yapabilme bilgeliği, dostlukların ve sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur. Olgunluğun, dürüstlüğün ve özsaygının bir yansımasıdır. Bunun daha değerli bir şey olduğunu düşünmüyorum.”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasında sarf ettiği sözler nedeniyle İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta’ya üç kuruşluk manevi tazminat davası açtı.
Avusturya parlamentosu, 14 yaşından küçük kız çocuklarının okullarda başörtüsü takmasını yasaklayan düzenlemeyi onayladı. Milletvekilleri, hükümetin önerdiği değişikliği büyük çoğunlukla kabul etti. Muhafazakâr hükümet yasa tasarısının kız …